İçeriğe geç

KURUMSAL İLETİŞİM’İN GÜCÜ!

 

Hepimizin bildiği üzere geçtiğimiz günlerde sıcak bir haberle karşılaştık. ‘’Google’ın CEO’sundan Sevimli Mektup’’. Bilmeyen arkadaşlarımız için özetleyecek olursak; 7 yaşındaki Chloe Bridgewater ismindeki küçük kız, babasına Google’da çalışmak istediğini söylüyor ve babasıyla birlikte Google’ a bir mektup yazıyorlar. Beklentisiz şekilde yazılan bu mektuba cevap geliyor iyi mi? Hem de CEO Sundar Pichai’den

Düşünsenize binlerce mektup başvuru arasından 7 yaşındaki kız çocuğunuza CEO’ dan cevap. Sanırım annelerimiz yıllarca tüm altın günlerinde bunu gündem konusu haline getirirdi. E seçilmiş insansınız (!) Aslında hepimizin de tahmin ettiği üzere Google’a binlerce belki de milyonlarca mektup geliyor. Peki neden bu minik tatlı kız? İşte burada Kurumsal İletişim’in gücü devreye giriyor. Mektubu televizyonlara büyük bütçeler ayırarak reklam verdiler mi? Hayır. Büyük bütçeler ayırıp beraber çalıştıkları ajansla mektubu boy boy afiş yaptırıp bir yerlere mi astılar? Hayır. Peki minik kızla CEO’nun sevimli bir billboardını yaptırıp en işlek yerlerde mi yayınladılar? Hayır. Yada broşür yaptırıp bakın bunları da yapıyoruz mu dediler? Hayır. Ya da bir yere sponsor olup etkinlik öncesi bu hikayenin bir kurgusumu çevrildi dev ekranlarda? İnanır mısınız o da hayır 🙂 Bu tatlı mektubu sadece basına servis ederek, sosyal medyada da yer almasını sağladılar.

Kurumun daha önce de benzer tatlı bir mektup örneğini buradan inceleyebilirsiniz;

https://www.dijitaller.com/googledan-harika-mektup-jesti/

Yaptıkları şey ne biliyor musunuz? İnsanların kalbine dokunmak. Çünkü bizler etrafımızdakileri kırıp döksek de, rekabet içinde çalışsak da, bazen asansörde gözlerimizi kaçırsak da aslında yumuşak bir kalbimiz var. Keşke hepimiz sadece bu tarafını görebilsek. Onlar gördü ve minik Chloe’nun, onu önemseyen babasının, Facebook’ unuzda bulunan arkadaşınız Ayşe’nin, komşunuz Ali Osman amcanızın, tüm basının; Linkedin, Facebook, Twitter kullanıcılarının ve halkın kalbine dokundu.

Yani canlı reklam tekniğini kullandı. Eminim hepimizin içinden geçmiştir ‘’ay ne tatlı bir jest’’ ibaresi. Çünkü buna ihtiyacımız var. Sevgiye, pozitif güzel şeylere, gülümsemeye ve gülümsetmeye.

Şuan minik Chloe mutlu, ilerde ona çok güzel bir anı olacak. Belki de bu sempatiyle büyüyüp Google’ın CEO’su olacak kim bilebilir? Babası mutlu, değer verildiğini hissediyor. Geleceğin liderleri umutlu belki de onların da samimi bir mektubu bir gün cevaplanabilir. Çünkü bu ne mütevazilik? Çünkü bu ne onca işinin arasında samimi bir mesajla geri dönülmesi.

İşte Yaşasın Kurumsal İletişim’in Gücü!

Benim gibi hayallerini ve hedeflerini bu yol üzerine kurmuş arkadaşlarıma sesleniyorum. Klasik kalıplardan uzaklaşıp yaratıcı işlere adım atmalı ve kurumumuzu daha iyi yerlere getirebilmek için yapabildiğimizin en iyisini yapmalıyız. Güzel projeler üretip insanların hayatına dokundukça emin olun bu sizi her geçen gün daha da güçlü hale getirecek. Hatta size günlük ürettiğim projelerden bir kopya vereyim. Mutlu çocuklar, mutlu yarınlar! Projesi. Kurum çalışanlardan gönüllü olanlarla beraber; kimsesiz, hasta, durumu olmayan veya hayatında hiç gitmemiş bir sokak çocuğunu aile onayı ile gözleri bağlı bir şekilde lunaparka getirmek ve gün boyu dilediği oyuncağa binerek o mutlu anlardan kısa bir video oluşturmak. Hepsi bu! Proje kapsamında gönüllülerin ödül gecesinde ödüllendirilmesi. Her sene yüzlerce çocuğu delilercesine mutlu ettiğinizi düşünün. Bir diğer proje; ‘’Kitabınızı Alın Gelin Projesi’’. Bir etkinlik organize ederek veya bir tiyatroya, konsere sponsor olarak gelen misafirlerin sonrasında çöpe gidecek olan o kağıt parçası biletler yerine kitap bağışlayarak içeri alınması ve bu kitaplardan muhtaç okullara kütüphane oluşturulması. Böylece geri dönüşümle daha fazla ağacın hayatını da kurtarabiliriz. Unutmayın bu birikimlerin hepsi kendinize. Bol bol okuyun her gün kenara bir proje not edin ne kaybedersiniz? Asla ama asla vazgeçmeyin.

 

Mutlu kalın, Sevgiler 🙂

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir